Uluslararası Gastronomi Film Festivali, Çeşme’de kapılarını açtı. Festivalin ikinci gününde gastronomi turizminden kültürel mirasa, gastronomi diplomasisinden sinema ve yemek ilişkisine kadar birçok başlık alanında uzman isimlerin katılımıyla masaya yatırıldı.
Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde Altın Yunus Hotel’de düzenlenen Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), gastronomi ve sinemayı aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. Festival, 5 Haziran’da Çeşme Güneşlenme Terası’nda gerçekleştirilen açık hava sineması gösterimleriyle başlarken, ikinci gün programı yoğun katılımla gerçekleşti.
Festival kapsamında Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması gösterimleri, söyleşiler, Tasty Cinema etkinlikleri, Sine Sınıf oturumları, UGFF seçki film gösterimleri ile D&R söyleşi ve imza günleri düzenlendi.
Gastronomi, sanat ve küresel algı konuşuldu
Festivalin ikinci gününün ilk etkinliği, UGFF Danışmanlar Kurulu Üyesi Ebru Erke moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” söyleşisi oldu.
Söyleşiye Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen ve Next Phase Consultancy Kurucusu Pınar Kartal Timer katıldı.
Gökmen Sözen, Türkiye’nin gastronomi alanında sahip olduğu potansiyele rağmen uluslararası arenada henüz hak ettiği noktaya ulaşamadığını belirterek, son yıllarda Türk mutfağını dünyaya tanıtmak için yoğun çaba gösterildiğini söyledi. Türkiye’nin zengin coğrafi ve kültürel mirasının daha etkin kullanılması gerektiğini ifade eden Sözen, gastronomi alanında ortak bir vizyon oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Pınar Kartal Timer ise gastronominin artık seyahati destekleyen bir unsur olmaktan çıktığını, doğrudan seyahat motivasyonu haline geldiğini belirtti. Dünya gastronomi turizminin büyüklüğünün bugün 16 milyar dolar seviyesinde olduğunu aktaran Timer, bu rakamın önümüzdeki yıllarda katlanarak büyümesinin beklendiğini söyledi. Türkiye’nin turizm gelirlerinde yiyecek ve içecek harcamalarının payının artırılması gerektiğini vurgulayan Timer, ziyaretçilerin artık sadece ürün değil hikâye deneyimi aradığını ifade etti.
Derya Bigalı da gastronomi ile sanatın ortak noktalarına değinerek, her iki alanın da kültürden beslendiğini, insanı merkeze aldığını ve geçmişten geleceğe uzanan bir köprü kurduğunu dile getirdi.
Sinema ve yemek ilişkisi masaya yatırıldı
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri de Zeynep Altıok moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sevgilim Sinema, Sevgilim Yemek” söyleşisi oldu.
Prof. Dr. Oğuz Makal, yeni yayımlanan kitabında yaklaşık 80 gastronomi filmini incelediğini belirterek, sinema ile yemek kültürü arasındaki ilişkinin uzun yıllardır araştırma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kitapta Türk sinemasından örneklerin de yer aldığını ifade eden Makal, gastronomi filmlerinin sinema tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.
Yemek sadece beslenme değil, kültürel bir anlatım aracı
Festival kapsamında düzenlenen “Kurguda Yemek” etkinliğinde Merin Sever ve Ezgi Özcan katılımcılarla buluştu.
Ezgi Özcan, sinema ve televizyon yapımlarında yemeğin artık daha bilinçli kullanıldığını belirterek, birçok hikâyede yemeğin başrol karakterlerden biri haline geldiğini söyledi.
Merin Sever ise yemeklerin tarih boyunca güçlü sembolik anlamlar taşıdığına dikkat çekti. Yemeklerin kutlamaların, birlikteliğin ve sosyal bağların merkezinde yer aldığını belirten Sever, bu nedenle sinema ve dizilerde de önemli bir anlatı unsuru olarak kullanıldığını ifade etti.
Şehirlerin dünyaya açılan kapısı: Gastronomi
Festivalde gerçekleştirilen “Gastronomi Diplomasisi: Şehirler Kendini Dünyaya Nasıl Anlatır?” başlıklı oturumda gastronominin şehirlerin uluslararası tanıtımında oynadığı rol ele alındı.
Osman Serdaroğlu, gastronominin evrensel bir iletişim dili olduğunu belirterek şehirlerin kültürlerini, hikâyelerini ve hayallerini yemekler aracılığıyla dünyaya anlatabildiğini söyledi.
Celal Uysal ise sürdürülebilir gastronomi çalışmalarına değinerek Türkiye’de gerçekleştirilen gastronomi etkinliklerinin karbon ayak izlerini ölçmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
Anadolu’nun kültürel mirası sofralarda yaşamaya devam ediyor
“Anadolu Mutfağında Kültürel Mirasın İzleri” etkinliğinde Ahmet Uhri ve Simay Bülbül katılımcılarla buluştu.
Ahmet Uhri, Anadolu mutfağının köklerinin binlerce yıl öncesine uzandığını belirterek günümüzde tüketilen birçok yemeğin geçmiş medeniyetlerin izlerini taşıdığını söyledi.
Simay Bülbül ise tasarım alanından gastronomiye uzanan yolculuğunu paylaşarak Anadolu’nun bitmek bilmeyen kültürel zenginliğinin kendisi için önemli bir ilham kaynağı olduğunu ifade etti.
Ege mutfağının bugünü ve geleceği değerlendirildi
“Ege’yi Yeniden Okumak: Yarımada Mutfağının Bugünü” etkinliğinde konuşan Serkan Anavatan, kaliteli ve ulaşılabilir ürün sunmanın temel hedefleri olduğunu belirtti. Ürünlerin önemli bölümünü bölgeden temin ettiklerini söyleyen Anavatan, yerel üretimin desteklenmesinin gastronomi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Sine Sınıf etkinliklerinde sinema ve yaşam ilişkisi tartışıldı
Festivalin ikinci gününde gerçekleştirilen Sine Sınıf etkinliklerinde Prof. Dr. Serdar Öztürk, yönetmen ve senarist Ümit Ünal ile sinemacı Marlow Murat Karaütük katılımcılarla bir araya geldi.
“Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız? Sinema, Sofra ve Zihinsel Ekoloji” başlıklı etkinlikte konuşan Prof. Dr. Serdar Öztürk, gastronominin insanlık tarihindeki kültürel dönüşümün temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Ümit Ünal ise yemeklerin yalnızca beslenme amacı taşımadığını, aynı zamanda kültür, hafıza, aile ve geleneklerin taşıyıcısı olduğunu ifade etti.
Marlow Murat Karaütük de sinema ile gastronominin düşündüğümüzden çok daha yakın iki alan olduğunu belirterek her ikisinin de insanların hayal dünyasını şekillendirdiğini söyledi.
Belgesel gösterimi ve imza günleri ilgi gördü
Festival kapsamında gerçekleştirilen UGFF Seçki Belgesel Film gösterimlerinde “Bizim Hikayemiz: Kolombiya” adlı yapım Türkiye prömiyerini yaptı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide yönetmen Özgür Kızıl, filmin ortaya çıkış sürecini ve hikâyenin merkezindeki karakterlerle ilgili deneyimlerini paylaştı.
Festivalde ayrıca D&R iş birliğiyle düzenlenen söyleşi ve imza günlerinde oyuncu ve yazar Fadik Sevin Atasoy ile oyuncu Murat Aygen okurlarıyla bir araya geldi. Katılımcıların sorularını yanıtlayan sanatçılar, kitaplarının ortaya çıkış hikâyelerini anlattı ve eserlerini imzaladı.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali, 7 Haziran’da gerçekleştirilecek film gösterimleri, söyleşiler, paneller ve özel etkinliklerle devam edecek.
